Ali Dia: Gelmiş geçmiş en kötü futbolcu
Sahtekarlığın her türlüsü kötü. Ancak bu hikayenin kahramanı sanırım bir alkışı hak ediyor. Çünkü futbolun beşiği olan İngiltere’nin en üst seviyesi Premier Lig’de bir takımı dolandırmak her babayiğidin harcı değil.
Söylediği yalanlar sayesinde Avrupa’da üst düzey liglerde top koşturan Aly Dia, kötü bir şöhretle olsa da futbol tarihine geçti. Afrikalı ünlü futbolcu George Weah’ın kuzeni olduğunu iddia ederek kendisine hem yeni takımlar buluyor hem de bir biri ardına transfer skandallarına imza atıyordu.
Peki kimdi bu adam? Uslanmaz bir dolandırıcı mı? Yoksa kandırılmış bir hayalperest mi?
Southampton’a nasıl transfer oldu?
Hikayenin ortasından başlayacağız anlatmaya. Çünkü Aly Dia yalanlarının ifşa olduğu yer İngiltereydi. 1996 yılının Nisan ayıydı. İskoç teknik adam Greame Sounes Galatasaray’ı bir sezon çalıştırmış, Şükrü Saraçoğlu stadında Türkiye Kupası’nı kazanmış, maçın ardından da orta sahaya sarı kırımızılı dev bayrağı dikerek Ulubatlı Sounes lakabıyla taraftarın gönlünde taht kurmuştu. Yerini Fatih Terim’e bırakarak İngiltere Premier Lig takımlarından Southampton’ın başına geçen Souness’ın işi pek kolay değildi. Rakip takımların çok güçlü gol silahları vardı. Andy Cole, Eric Cantona, Robie Fowler, Gianfranco Zola, Vialli, Ian Wright, Denis Berkgamp gibi isimlerin fırtınalar estirdiği dönemlerdi. Southampton’da ise alt yapısından yetişen, attığı ilginç gollerle adından söz ettiren Matthew Le Tissier takımın tutunduğu tek daldı.
“George Weah’ın yeğeniyim”
Sağlam, güçlü, hızlı bir forvet daha arıyordu Greame Sounes. Ve bir gün ofisinin telefonu çaldı. Arayan bir yıl önce FIFA Yılın Futbolcusu ödülünü almış, Milanlı futbolcu Geroge Weah’tı. Hem yıldız bir futbolcu hem de saygı duyulan bir karakterdi. Zaten yıllar sonra ülkesi Liberya’nın devlet başkanı olacaktı. Souness ahizenin diğer ucunda konuşan Weah’ı dinlemeye başlar merakla. “Bir golcü aradığınızı duydum. Daha önce Paris Saint German’de birlikte oynadığım, milli takım forması da giymiş kuzenim Aly Dia var. Denemenizi tavsiye ederim” der. Tabi o dönem ne internet emekleme döneminde. Futbolcuların videoları, detaylı analizleri de bulunmuyor. Aynen bu şekilde üçüncü kişilerin aracılığıyla bilgiler gelir değerlendirilir ve deneme sürecinden sonra transferler gerçekleşirdi. Souness’ın kulağına oldukça iyi gelmişti bu teklif. Yönetimle konuşup transferin gerçekleşmesini sağladı. Aly Dia kendisini kırmızı beyazlı kulübün futbolcusu yapan bir aylık sözleşmeye imza attıktan sonra ilk antrenmanına çıktı ve herkesi şaşkına çevirdi. 31 yaşına gelmiş bu adamın Geroge Weah’ın genlerinden geldiğine inanmak oldukça güçtü. Çünkü topla alakası olmayan sadece sağa sola boş koşular yapan biri vardı antrenmanda.
İlk maçında foyası ortaya çıktı
Tabi Souness’ın kafasında soru işaretleri oluştu. Arsenal rezerv takımıyla bir hazırlık maçı yapılacaktı. Dia’yı burada deneyip görmek istiyordu İskoç teknik adam. Ancak şansa bakın ki yoğun yağış sebebiyle bu maç iptal edildi. Yani Aly Dia’nın maç performansı halen gizemini koruyordu. 23 Kasım 1996’da Leeds United maçına çıkacaktı Southampton takımı. Souness’ın yeni transferini burada denemek ve görmek istiyordu. Maça yedek kulübesinde başladı Aly Dia. Dakikalar 32’yi gösterdiğinde Matthew le Tissier sakatlandı. Tüm gözler yedek kulübesindeki siyahi adama çevrildi. Ve 33 numaralı formasıyla oyuna girdi Aly Dia.
Ancak tam bir hayal kırıklığıydı. Topla sadece birkaç kez buluşabildi. Hatta bir yüzde yüzlük bir gol pozisyonuna da girdi. Ama Dia bu şansı çömertçe harcamıştı.
Belki de o an kaderinin de kırılma noktasıydı. Her ne kadar kötü oynasa da ilk maçında atacağı bir gol onunla ilgili izlenimleri değiştirebilirdi. Ancak Greame Souness ona maç sonuna kadar bile dayanadı. 85. Dakikada oyundan alındı. Maçın ardından takımın yıldızı Le Tissier onunla ilgili şu sözleri sarf etti. “Sahada onu izlemek, buz üzerinde koşmaya çalışan bir Bambi'yi izlemek gibiydi, bu yüzden onu izlemek utanç vericiydi”
Kandırılan Souness koltuğundan oldu
Maçın ardından Aly Dia takımdan gönderildi. Southampton macerası sadece 14 gün sürmüştü. Yalancının mumunun yatsıya kadar yanar derler ya. Onunki de Leeds maçına kadar yanmıştı. Kulüp yöneticileri bu berbat oyuncuyu nasıl takıma aldık diye hayıflanırken işin peşini de bırakmak istemiyorlardı. Kendilerine Dia’yı öneren Geroge Weah’ı arayıp sordular. Ancak aldıkları cevap karşısında kulaklarına inanamamışlardı. Weah’ın “Benim ne öyle bir kuzenim var ne de ben size telefon ettim” demesiyle nasıl büyük bir tongaya düştüklerini de anlamış oldular. Aly Dia laneti midir bilinmez ama o sezon ligi 16. Sırada tamamladı Southampton. Lig Kupası ve FA Cup’ta da pek varlık gösteremediler ve sezon sonunda Souness’la yollar ayrıldı.
Dia, şansını alt liglerde denemeye devam etti
Aly Dia kaldığı otelin bile faturasını bile ödemeden ortadan kaybolmuştu. İngiltere’nin kuzeyine gitmiş ve 13 Aralık 1996’da sezon sonuna kadar Ulusal Kuzey Ligi takımlarından Gateshead ile sözleşme imzalamıştı. Ancak Sunday Mirror gazetesi Dia'nın dolandırıcılığını ve Weah hilesini; Bournemouth, Gillingham ve Port Vale'de nasıl denediğini ifşa etti. Yani aynı yöntemle farklı takımlara da girmeyi de denemişti. Bologna, Paris Saint-Germain veya Senegal milli takımı için oynadığı iddialarının da birer hayalden ibaret olduğunu yazıyordu gazeteler.
O dönem verdiği bir demeçte hakkındaki iddiaların yanlış olduğunu ifade ederek. Senegal’in Gana’yı 3-1 yendiği maçta gol attığını dile getirdi. Ancak Senegal ile Gana karşılaşmamıştı bile. 1998 Dünya Kupası elemelerinde Senegal, Togo tarafından saf dışı bırakılmıştı. Verdiği röportajda Aly Dia sanki hiçbir şey olmamış gibi profesyonel bir yalancıya yakışır şekilde şu cümleleri sarf edecekti;
"Açıkçası Premier Lig'de kalamadığım için hayal kırıklığına uğradım ama kendi yeteneğime inancım var ve şu an tek endişem Gateshead. Sözleşmem sadece sezonun sonuna kadar. Ama işler yolunda giderse, kim bilir, daha uzun kalabilirim"
Yalanlarla başlayan kariyer
Peki iş buralara kadar nasıl gelmişti. Aly Dia’nın futbol kariyeri nasıl başlamıştı. Gittiği her takımda 1 sezon bile oynayamadan ortalardan kaybolmayı nasıl başarıyordu. En önemlisi de kendisini iyi bir futbolcu olarak lanse etme ustalığı nerden geliyordu?
Afrikalı oyuncular, özellikle eski Fransız kolonilerinden gelenler ülkede giderek daha yaygın hale gelmeye başlamıştı. Maddi durumları iyi olmayan bu göçmenlerden yetenekli olanlar, atletik yapıları da göz önüne alındığında amatör kulüpler için bulunmaz nimet oluyordu. Ali Dya da onlardan biriydi. Ama ne yazık ki diğerlerinin aksine futbol konusunda pek de yetenekli değildi. O da bu farkı kapatmak için arkadaşıyla bir yalan kurdu. “Geroge Weah’ın kuzeniyim” yalanı. Ve bu uydurma hikaye, kapısını çaldığı birçok takımda işe yaradı.
Transfermarkt Dia‘nın, 1988-1992 yılları arasında Fransa‘da Beauvais, Dijon, La Rochelle ve Saint Quentin takımlarında forma giydiğini gösterse de Fransız Futbol Federasyonu’nda böyle bir kayıt olmadığı söyleniyor. 1993 yılında Fransız futbolunun beşinci kademesine eşdeğer olan Ulusal Lig Üç'te oynamak için Chateaubriant takımıyla bir sözleşme imzalayan Dia, ayda 3000 frank karşılığında genç takımla çalışmaya başladı. Ağustos ayına gelindiğinde takımdan ayrıldı. Daha büyük emelleri vardı. Ancak gittiği her takımda anlattığı Weah hikayesi ve sonunda yaşanan fiyaskolar onunla ilgili söylentileri artırmıştı. Bir yalancı olduğu giderek yayılmaya başlayınca şansını başka bir ülkede denemek için Finlandiya’ya geçti. 1995 yılında Dia, FinnPa olarak bilinen Helsinki merkezli Finnairin Palloilijat'a katıldı. Sami Hyppia, Jussi Jaaskelainen gibi daha sonra yıldızı parlayacak futbolcularla aynı ligde forma giyiyordu. FinnPa'dan eski takım arkadaşı Kalle Lehtinen, Aly Dia’nın o zamanlarda da George Weah hakkında bu hikayeleri anlattığını söylemişti. Weah ismi ona sadece bir takım değil ayrıca iyi bir sözleşme imkanı da sağlıyordu. Ancak futbol konusunda hiçbir yeteneği olmayan Dia hakkındaki eleştiriler artınca Finlandiya’da da birden ortadan kaybolmuştu. Arkasında viraneye çevirdiği takımın kendisi için tuttuğu otel odası ve kabarık bir mini bar faturası bırakmıştı.
Bir süre sonra Finlandiya 3. Lig takımı PK-35’te oynamaya başladı. Burada da benzer hikayeyle herkesi kandırmıştı. Ancak kimse onun ailesinden herhangi biriyle tanışmamıştı. Sadece Fransa’da bir karısı olduğundan söz ediyordu.
1995 sonbaharına gelindiğinde Dia yine ülke değiştirdi. Almanya'ya Bundesliga 2 takımlarından Lübeck'e geldi. Takımın genel menajeri Helmut Schulte‘nin, Weah bağlantısı sebebiyle Dia'yı 1995/96 sezonunun başında Lübeck’e getirdiği dedikodusu hemen yayılmıştı. Yalanı gittiği her ülkede neredeyse her takımda işe yarıyordu. Sadece 2 maç sonunda onun işe yaramaz bir futbolcu olduğunu anlaşıldı ve takımdan gönderildi. Sonra da İngiltere’ye gelerek Southampton macerasıyla futbol tarihine geçti.
Ona dair bilinen son kayıt Northumbria Üniversitesi'nden 2001 yılında aldığı işletme veya finans diploması. Sonrasında nereye gitti, ne yaptı, hala hayatta mı bilinmiyor. Ancak bir şekilde tüm dünyanın kendisini tanımasını sağladı.
Dia, sadece sahtekarlığıyla değil yeteneksizliğiyle de İngiliz futbolunda ün yapmış bir isim. Kariyerinde zirve gördüğü yalnızca bir alan var. O da The Times gazetesi tarafından açıklanan "En kötü 50 futbolcu" listesinde 1. sırada yer alması.
Her futbolcu adına besteler yapılmasını, tribünlerde tezahüratlar edilmesini ister. Kötü bir futbolcu olsa da Southampton taraftarı da Aly Dia’nın kulaklarını şu besteyle çınlatıyor.
ALY DİA… HE’S A LİAR…